Ali Eren

İçkili ilâhîler ve Kur’an Kursu düşmanı müftüler…

Değerli okuyucular, biliyorum bu yazı içinizi karartacak. Ama ne yapalım ki aşağıda yazılanlar gerçek…

İstanbul’da Nisan ayı ortasında, 4. Dünya Belediye Başkanları Zirvesi yapıldı. Müsafirleri ağırlayan ve ev sahipliği yapan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş idi. Başkanlar, aralarında görüştüler konuştular. Görüşüp konuştukları kendilerinin olsun, biz gelelim –üzülerek de olsa- yeyip içtiklerini anlatmaya.

Başkan Topbaş, toplantıya iştirak eden belediye başkanlarına 14 Nisan gecesi Kapalıçarşı’da bir yemek verdi. Her gün akşam saat 20.00’de kapanan Kapalıçarşı’nın Kalpakçılar Caddesi, masalarla donatıldı. Birlikte Yaşamak Konseri adı altında ilâhîler söylenmeye başlandı. Söylenenler, bildiğimiz ilâhîlerdi: “Demedim mi demedim mi? Gönül sana söylemedim mi?”, “Aşkın ateşinde yanalım. Dooost Dost!” ve “Allâhü Allah…”

BİR TARAFTAN İLÂHÎ BİR TARAFTAN İÇKİ

İşte ne olduysa bu sırada oldu değerli okuyucular. Maalesef , maalesef ve arkasından yine maalesef, içki servisi başladı. İlâhîler, tekbirler ve Allâhü Allah nidaları arasında viskiden rakıya, kırmızısından beyaz şarabına kadar içkinin her çeşidi su gibi aktı.

Yurtdışından gelen bu müsafirlerin Müslüman olmadıklarını düşünerek şöyle diyebilirsiniz: “Canım, onlar zaten içki içen kimseler. İçki içene içki ikram etmekte ne mahzur olacak?”

MÜSAFİRLERİN PROTESTOSU

Durum maalesef düşündüğünüz gibi değildi. İçki servisini içine sindiremeyen şu belediye başkanları yemeklerini tamamlamadan Kapalıçarşı’dan ayrıldılar: Suudî Arabistan’ın Uhud Belediye Başkanı, İran’ın Tebriz Belediye Başkanı, Sudan, Nijerya, Endonezya gibi ülkelerden gelen bütün müslüman belediye başkanları.

BİZİMKİLER NE YAPTI

Gecede, Türk heyetinden ise sadece iki kişi vardı: Adapazarı Belediye Başkanı Aziz Turan ve Kadir Topbaş’ın baş danışmanı ve İstanbul’un planlamasından sorumlu ekibin (İMP) başında bulunan Prof. Hüseyin Kaptan… Kaptan, gecenin geç saatlerine kadar yemekte kaldı ve aralıksız 5-6 bardak rakı içti.

BAŞKAN TOPBAŞ’IN CEVABI(!)

Başkan Topbaş, bir gazetecinin “Neden böyle içkinin su gibi aktığı bir ortamda Allah’ın ve Peygamberin isimlerini anan ilâhîler söyletiyorsunuz? Siz mimarlığın yanı sıra aynı zamanda İmam Hatip ve İlâhiyat mezunu bir kişisiniz” şeklindeki sorusu üzerine sessizliği tercih etti… Bile bile lâdes mi yani?..

Ve böylece, İslam dünyasına ve Müslüman kardeşlerimize karşı rezil olduk değerli okuyucular…

BAKAN COŞKUN’UN YAŞADIĞI

Bakan Ali Coşkun anlatmıştı. Mısırlılar biz Türkiyeli Müslümanları toptan kâfir oldu zannediyorlarmış. Ali Coşkun Bey, Özal zamanında Mısır’daki resmî bir yemekte Mısır Meclis Başkanı’nın karısının yanına düşmüş. Ali Bey, yemeğe başlayacağı sırada Besmele çekmiş. Kadın hayretle Ali Bey’e dönüp, “Aaaa! Sen Besmele çektin!” demiş. O da, “Ne var bunda? Müslüman Besmele çekmez mi?” dediyse de kadın hayretle “Siz Müslüman mısınız ki?” demiş. Ali Bey, Türkiye’nin % 90’dan fazlasının Müslüman olduğunu söylediyse de kadın, “İnanmam! Madem müslümansınız bana başka bir şey oku” demiş. Ali Bey de Bakara sûresinin sonundan Âmene’r-resûlü’yü okumuş. Bunun üzerine kadın heyecanlanıp Ali Bey’in boynuna sarılmış.

Hakkımızdaki bu yanlış kanatlar hazır düzelmişken Başkan Topbaş bunu tersine çevirmiş olmadı mı?

Müslümanların aklı kötülükleri kolay kolay almaz. Onun için, ilâhili içki servisi gibi Kur’an Kursu yıkmak gibi icraatları kolay kolay kabul edemiyor, “Nasıl olur! İşin içinde bir yanlışlık olmasın?” diyorlar. Haklılar…

Haklıdırlar, çünkü kendileri olsa yapmayacaklar. Ama maalesef oluyor işte. Hatta bakın daha neler oluyor:

ŞEVKET BEY’İN YAZDIKLARI

Mehmet Şevket Eygi Bey 30 sene kadar önce haftalık Yeni İstiklal Gazetesi’nde şunları yazmıştı:

“Bu sene hacdaydım. Arafat’ta insanların Allah’ı zikrettiği, gözyaşı döktüğü sırada bizim Türk hacılarından bir grup müftünün hararetli hararetli bir şeyler konuştuklarını gördüm. Merak edip yaklaştım. Dinledim; şunu konuşuyorlar: ‘Türkiye’de Kur’an Kursları başını aldı gidiyor. Bunun önünü nasıl alacağız…’ Onlara, ‘Devam edin efendiler devam edin. Bir zamanlar bu topraklarda Ebûcehiller de Kur’an’ın önüne geçmek istediler ama muvaffak olamadılar’ dedim ve yerime döndüm.”

Şevket Bey, o müftülerin isimlerini de yazmıştı da hiç biri “Hayır” diyememişti. İçlerinde o zaman mühim bir vilâyetimizin müftüsü olan hele biri var ki ismini versem, kolay kolay inan(a)mazsınız…

Bu sene bir müftünün nasıl Kutlu Doğum Haftası yaptığını yazayım da siz zaman görün neler olduğunu.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu