Anasayfa SliderAnasayfa YazılarArşiv

28 Şubat Destekçisi Oryantalist Zihniyetli Ali Akın’dan DİB Başkanı Ali Erbaş’a: “Mustafa Sabri, Zahidül Kevseri İle Övünülür Mü?”

28 Şubat Destekçisi Oryantalist Zihniyetli Ali Akın’dan DİB Başkanı Ali Erbaş’a: “Mustafa Sabri, Zahidül Kevseri İle Övünülür Mü?”

28 Şubat Destekcisi Oryantalist Zihniyetli Ali Akın’dan DİB Başkanı Ali Erbaş’a: “Mustafa Sabri Zahidül Kevseri İle Övünülür Mü?”
(Alıntı)

Dib başkanı Ali Erbaş’ın, Emin Saraç hocanın cenazesinde yaptığ tezkiye konuşmasında ; “Emin Saraç hoca’nın Mustafa Sabri Efendi’den ve Zahidül Kevseri’den Mısır’da ders aldığını” ifade eden sözlerinden hareketle, Diyanet/ TDV ansiklopedisindeki Yusuf Şevki
Yavuz’un yazdığı maddede yer alan yanlış bilgi ve isnadlara dayanarak Ali Akın, Mustafa Sabri Efendi’ye vatan hainliği isnad ediyor.

Ne yazık ki Ali Akın’ın kaynak gösterdiği, Yusuf Şevki Yavuz tarafından kaleme alınan TVD İslam Ansiklopesindeki “Mustafa Sabri Efendi” maddesinde (10/351), maksatlı kişilerin ağzından, Mustafa Sabri Efendiye bu iftiraların yöneltildiğini görmekteyiz… Kişilerin, kendi görüşüne zıt olan kişi veya kurumlardan sadır olan haberlere göre değerlendirilemeyeceği açıktır.

Zahidül Kevseri’yi de Hanefi mezhebine ve ehli sünnet itikadına bağlılığından dolayı yanluş ve batıla saplantılıkla, yanlışa ittiba etmekle suçluyor. Bu bağlamda, İmam Azam’ı ve talebeleri İmam Muhammed ve Ebu Yusuf gibi müçtehidleri de Emevi saltanat, zulumüne teslimiyetle ve sözde emevi dinine bağlı kalmakla suçluyor. Bu bağlamda adı geçen alim ve müçtehitlere de aslı olmayan pek çok isnat ve iftirada bulunuyor.

Bu noktadan da DiB Bşk. Ali Erbaş’a yüklenerek, “Ali Erbaş, ifadelerini tashih etmelidir” diyor. Bir bakıma, Ali Erbaş, Mustafa Sabri Efendi ve Zahidül Kevseri’yi, Emin Saraç hocayı tezkiye bağlamında nasıl ağzına alabilir, demiş oluyor. (https://youtu.be/toGRfsZ7QRU ).

————

Ali Akın kendisi, medrese tahsilli biri olarak, güdümlü bir şekilde ömrünü islamı değerleri oymaya adamış ve bu işe görevlendirilmiş sağlam bir zındıktır. 28 şubat’ta din aleyhine tam aktör olmuş, bu bağlamda Diyaneti kontrol maksatlı olarak Diyanetin tepesine görevlendirilmiştir.

Bu sırada, taşra ve merkezin tüm üst düzey toplantılarında, islamı ve mümessli alimlerin altını oyan dikte edici seminer ve konferanslar vermiştir. Taşra da müftü vaiz toplantılarında da bunu sürdürmüştür. Bu konuşmaları, toplantıya katılan müfyü vaizlerle amansız tartışma ve kavgalara sahne olmuştur. (O gün öyleymiş meğer, bu gün, Diyanetin etkin götevlisi olarak konuşan birine toplantılarda inancının kavgasını aşikare verebilcek çıkar mı bilmiyoruz…).

Konuşmalarında, aynen bu videosunda olduğu gibi, müsteşriklerfen aldığı sahte bilgiyi, kendisi okumuş gibi, sürekli olarak islam alimlerini ve muteber kaynaklarını kötüler. Ona abileri tarafından yüklenen misyon budur. Bu yeni değil. Bizim bildiğimiz, en az, 96’lı yıllardan beri böyledir. Bunlar daha, şartlar gereği yontulmuş halidir. 28 şubat konuşmalarında, karşı çıkanı anında mimleyip mahfillere bildirecek kadar ejderha idi.

Diyanet merkezinde yapılan pek çok mühim kararlar toplantılarda da o dönem baskın halde oryantalist görüşlerini dikte ettirmeye çalışsa da o dönem diyanet ve diyk bu dikteye boyun eğmemiştir. Bugün ise Diyanete ve DİYK’na çoğunluk itibariyle zaten Ali Akın’ın zihniyeti hakimdir.

Ali Akın yıllardır sahnede yokken, birkaç yıldır (15 temmuz kalkışmasından sonra) tekrar sahneye çıktı. Bu işte sadece Ali Akın değil, özellikle son yıllarda benzer türevleri de mantar gibi piyasaya dökülüyorlar. Üstelik bunları hiç bir endişeleri yok, çok rahat milletin değerlerine iftiralarla aşağılayabiliyorlar.

Müslümanları göz bebeği İslam alimlerine yaptığı isnadların hiç biri doğru değildir, hepsi yalandır, uydurmadır. Zahidül Kevseri hakkında, Ebu Hanife hakkında ve talebeleri İmam Muhammed ve Ebu Yusuf hakkında isnad ettiği görüş ve fetvalar hangi kitaplarında yazıyor, getirsin göstersin de alnını karışlıyalım!..

28 şubatta yaptığı aynı iftiralarını kaynak gösterdiği kitaplarla yüzleştirdik. Kesinlikle dedikleti çıkmadı. Ondan sonra da bunlar baskıdan çıkarılmış dedi çıktı. Böylesine oynak ve iftiracı bir zavallı!

——-

Ali Akın’ın yukardaki linkte yer alan video’daki konuşması baştan sona yanlış isnat ve iftiralarla dolu, gerçeklerden uzak, saptırma ve çarpıtmalarla dolu, İslam düşmanı oryantalistlerin ağzı, dili söylem ve ifadelerinin dillendirililmesinden ibaretttir. Hele Mustafa Sabri Efendi, İslam mezhepleri vb alimleri hakkındaki isnat ve iftiraları iki cihanda da büyük vebali muciptir. Vebali kabul eden için tabii ki.

1. Mustafa Sabri Efendi tam anlamıyla samimi, gerçek bir Müslüman, İslami şuur ve bilinç sahibi çok büyük bir İslam alimidir. İslami, siyasi, İslamın ve Müslümanların dost ve düşmanlarını çok iyi tanımış, ömrü boyunca onlara karşı canla başla mücadele etmiştir.

2.Damat Ferit Paşa ile dost değil, düşmandır. O yüzden de kısa süre içinde 4 defa şeyhülislamlık makamına götürülüp getirilmiştir.

3. Milli mücadeleye değil, bunun başına getirilen lider kadroya karşıdır. Bunlar hakkında askeri, siyasi, dini, ideolojik yapıları ile ilgili soruşturma yaptırmıştır. Raporda bu işin bir danışıklı dövüş olduğu, bunların kahraman haline getirilip sonuçta devletin, milletin İslam’dan uzaklaştırılacağı, hilafeti kaldıracakları açıkça belirtildiği için o da bunların yerine başka bir  lider kadro seçilmesi için mücadele etmiş fakat başarılı olamamıştır.

4. Sevr Anlaşması Osmanlı Meclisi tarafından hiç onaylanmamış, yürürlüğe girmemiş, sadece tasarı halinde kalmıştır. Mustafa Sabri Efendi mevcut kadro ile milli mücadele macerasına girip her şeyi kaybetmektense Sevri bile kabul edip gerçek Müslüman ve daha idealist bir kadroyla milletin tam istiklali için savaşmayı önermiştir. Bu görüşü onun evdeki hanımı dahil neredeyse herkesin muhalefetini celp etmiştir. Ama o her zaman ortaya çıkan sonucun kendisini haklı çıkardığını, çünkü İslam ve hilafet gittikten sonra her şeyin kaybedilmiş olduğunu iddia etmiştir.

5. Herkes gibi elbette Mustafa Sabri Efendi’nin de doğru ve yanlış görüşleri vardı. Ama yanlış görüşlerinin olması onun istikametinin çok doğru olduğu gerçeğini değiştirmez. Tıpkı Ali Akın’ın söyledikleri içinde bazı doğruların bulunmasının istikametinin yanlış olması gerçeğini değiştirmediği gibi…

Her devrin sapkınlığı bir başka türlü olur.
Bu devirde, Batılı oryantalist emperyalistlerin son asırda en çok düşman oldukları alimlere, hak mezheplere Allah dostlarına, İslam mücahidlerine dil uzatmak, iftira atmaktan daha büyük sapkınlık olamaz.

(Alıntı)

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu