ALİ ŞERİATİ’NİN KENDİ KİTAPLARINDAN BOZUK DİN ANLAYIŞI
“ŞİA” ADLI KİTABINDAN
“Sakife’den sonra iki tanıyış oluşur: Liyakatli İmam Ali, Liyakatsiz Halife Ebubekir” (Ali Şeriati, Şia, s. 164)

“Öyle ki Ebubekir ve Ömer, bu arada İslam toplumunun önderliğini İslam Peygamber’inin elinden çıkarıp İslam’ın ve İslam Peygamberi’nin düşmanı ve Kureyş aristokrasisinin tezahürü Benî Ümeyye’nin eline teslim etmeye yönelik hüllecilerdir!” ” (Ali Şeriati, Şia, s. 113)

“O zaman böyle bir durumda, meselâ kazma, kürek ve hendek kazma araçları için para vermiş olan Osman, kendi şahsiyetini taş çekmekten ve amelelik etmekten daha yukarıda görür ve değneğine dayanıp işçilere –ki Peygamber de onlardandır– bakar!”(Ali Şeriati, Şia, s. 156)

“Ömer hükümetinde, ilk kez olarak sınıf emaresini görürüz. … İslam öncesi toplumsal bakışa sahip bulunan Ömer şöyle der: Müslümanlar! … Arap olmayanlardan birçok köle elinize geçti. O halde Arap’ın şerefi hatırına (!) Arap kölelerinizi azat edin. … Ali hükümetinde İranlı bir kadın ile bir Arap kadını anlaşmazlığa düşerler. Ali, Arap olmayan kadın lehine karar verir. … İki rehberin görüş ve tavrını görüyor musunuz? Biri -Ömer- tam olarak sınıfsal düşünürken biri -Ali- sınıf karşıtı düşünür. Birinin görüşü İslam öncesine aittir, birinin görüşü İslamîdir. Biri Sünnîliğin tezahürü, biri Şiîliğin tezahürüdür” (Ali Şeriati, Şia, s. 154)

“Örneğin Ömer’in sonraki halifenin seçimi için kurduğu şûra, tam olarak şu gerçeği ortaya koymaktadır: Bu altı kişilik şûranın beş üyesini şu isimler oluşturmaktadır: Sa’d b. Ebi Vakkâs, Abdurrahman b. Avf, Talha, Zübeyir, Osman. Altıncı üye olan Ali’nin onlarla aynı gruptan olmadığı açıktır. Gördük ki yalnız kaldı… Bu beş kişinin hepsi hem Cahiliye döneminde hem de İslam hareketinin başlamasından sonraki dönemde egemen sınıfa bağlıdır.”(Ali Şeriati, Şia, s. 110)
“Meselâ Ömer, kendisinden sonraki hilafet adayı ve veto hakkına sahip (!) hilafet şûrası başkanı olan Abdurrahman b. Avf hakkında şöyle der: Abdurrahman b. Avf… Sadece bir kusuru var. O da şu ki bu ümmetin Karun’udur.”(!) Yani bu ümmetin Karun’u hilafet şûrası başkanı oluyor! (Bu husus epey semboliktir). Peki, ümmetin Karun’u, İslam Peygamber’inin halifesini niçin ve nasıl seçebilir? Olay, Ömer’in söylediği basitlikte değildir. Karun’un kimi seçeceği çok açıktır. Kuşkusuz, ümmetin Firavun’unu, yani baldızının oğlu olan Osman’ı, kuşkusuz, Ali’yi kenara iter. İttiğini gördük.” (Ali Şeriati, Şia, s. 111)

“O kadar ki cellât hükümdar Muaviye mescitte Ali’yi lanetleyince Hucr b. Adiy itiraz için ağzını açar açmaz, dinden çıktılar ve İslam ümmetinde kargaşa ve fesada yol açtılar, diye onun ve dostlarının aleyhine aynı halktan fetva alır…! Ve müminlerin bu fetvasıyla onları topluca katleder.”(Ali Şeriati, Şia, s. 116)

“Muaviye’nin yapmadığı işleri Osman yaptı! Ebuzer’in saldırısının keskin tarafı Muaviye’ye yönelik olmakla birlikte yine de Muaviye eliyle değil Osman eliyle öldürüldü.” (Ali Şeriati, Şia, s. 114)

“Muaviye, Talha, Abdurrahman b. Avf, Osman, Hâricîler ve Ali’nin diğer düşmanlarını tanımaksızın Ali’yi tanıyabilmek mümkün değildir” (Ali Şeriati, Şia, s. 106)






