ABDÜLAZİZ BAYINDIR sitesinden yaptığı açıklama ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın naklettiği -Fahrettin Paşa’nın Nebîmizin kabri başında söylediği- “YA RESULALLAH! SENİN İÇİN SAVAŞANLARLA SANA KARŞI ÇIKANLARI GÖRÜYORSUN. ALLAH’IN YARDIMINI BİZE ULAŞTIR!” sözlerine “ALLAH’I İKİNCİ SIRAYA KOYANLARDAN OLMAYIN” diyerek karşı çıktı.

Bu iddialara verilecek cevaplar nelerdir?

TEVESSÜLÜN DELİLLERİ
Başta Peygamber (s.a.v.) ile ve salihlerle tevessül (vesile aracı kılmak) konusunun Kur’an ve Sünnet’ten delîlleri nelerdir?

Kur’an’dan delil:

Mâide Sûresi’nin, “Allâh (c.c.)’a yaklaşmak için vesile arayın.” mealindeki 35. âyet-i kerîmesinde, Allâhü Te‘âlâ’nın rızasına ulaşmak için, vesileye (sebeplere) yapışmak emredilmektedir.
Hz. Meryem de: “Yâ Rabbi! Bana hiçbir insan dokunmadığı hâlde çocuğum nasıl olur?” deyince, Cebrail (aleyhisselam): “Allâh-ü Azim’uş-şan dilediğini böyle halk eder (yaratır). Bir şeyin olmasını istediği vakit: Ol, der. Hemen olur ve senin oğluna kitap, hikmet, Tevrat ve İncil’i öğretir ve oğlunu İsrailoğullarına peygamber olarak gönderir.” dedi. Îsâ (a.s.) da: “Ben size Rabbinizden mucizat ile geldim. Ben size çamuru, kuş şeklinde yaparım ve ona üfürürüm. O da bi iznillah (Allâh (c.c.)’un izniyle) kuş olur, uçar. Anadan doğma körlerin gözlerini açar ve ebrasları (vücudunda beyaz lekeler çıkan hastaları) bu illetten kurtarırım. Ve Allâh (c.c.)’un izniyle ölüleri diriltirim. Yediğiniz ve evlerde sakladığınız şeyleri size haber veririm. Eğer îmân ederseniz, bunlar sizin için birer mûcizedir. Benden evvel nazil olan Tevrat’ı tasdik ve Tevrat’ta size haram olanlardan bir kısmının helal olduğunu beyan eder olduğum hâlde Allâh (c.c.) tarafından apaçık âyetler ile size geldim. Allâh-ü Azim’uş-şan’dan korkunuz ve bana itaat ediniz. Şüphesiz Allâh-ü Azim’uş-şan, benim ve sizin Rabbinizdir. Ona itaat ve ibadet ediniz. Doğru yol budur.” dedi. (Âl-i İmrân s. 49) Böyle yapmakla Hz. Îsâ (a.s.) yanlış mı yaptı ki vesile kılmak yanlıştır deniyor!
Bu âyet-i kerîmede Hz. Îsâ (a.s.)’ın “Ben size çamuru kuş şeklinde yaparım ve ona üfürürüm. Anadan doğma körlerin gözlerini açar ve ebrasları (vücudunda beyaz lekeler çıkan hastaları) bu illetten kurtarırım. Ve Allâh (c.c.)’un izniyle ölüleri diriltirim.” diye ifade etmesi; vesilenin en bariz örneklerindendir. Öldüren ve dirilten ancak Allâhü Te‘âlâ olmasına rağmen, Allâhü Te‘âlâ diriltir demiyor. “Allâh (c.c.)’un izniyle ben diriltirim.” demek suretiyle, bu olaya vesile olduğu, açık bir şekilde âyet-i kerîmede ifade edilmektedir.

Sünnetten delil:
Osman bin Huneyf (r.a.)’in rivâyet ettiği hadîs-i şerîfte Peygamberimiz (s.a.v.)’in yanına gözleri görmeyen bir adam gelip; “Yâ Resûlallâh gözlerimin açılması için bana duâ et.” deyince, Peygamberimiz (s.a.v.); “İstersen senin için duâ edeyim, istersen sabret, ahiretin için daha hayırlıdır.” buyurdular. Adamın “duâ et demesi” üzerine Peygamberimiz (s.a.v.); “Güzelce abdest al ve iki rek’at namâz kıldıktan sonra şu duâ ile duâ et.” diye emretmiştir.
“Ey Allâh’ım, sana (bütün masivalardan kesilip) rahmet peygamberi olan Peygamberimiz Muhammed (s.a.v.) ile yönelerek Sen’den istiyorum. Yâ Muhammed (s.a.v.), sana yöneldim, ihtiyacımın giderilmesi için Sen’i vesile ederek Rabbime yöneldim. Allâh’ım, O’nu bana şefaatçı kıl.”
Osman bin Huneyf (r.a.) diyor ki: “Allâh (c.c.)’a yemin ederim ki biz daha Resûlullâh (s.a.v.)’in huzurundan ayrılmamıştık ki adam geri döndü, sanki gözleri hiç kör olmamıştı.”
Osman bin Huneyf (r.a.), sevgili Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in vefatından sonra müşkül ve sıkıntılı zamanlarda bu duâ ile sahâbe-i kirâmın Resûlullâh (s.a.v.)’i vesile ederek müşküllerinin hâllolduğunu rivâyet etmiştir.55 Hadîs-i şerîfte görüldüğü gibi Nebî (s.a.v.)’in duası ile değil zâtı vesile kılınmıştır. (İlginçtir ki bu hadîsi rivâyet edenlerden Tâberâni Hazretleri, kitabında hiçbir hadîsin sıhhati hakkında özel bir beyanda bulunmadığı hâlde bu hadîs için sahîh-hasendir buyurarak bu konuyu ileride inkâr edeceklere kerâmeten minallâh cevap vermiştir.)

Aklî delil:
Rızık veren Allâh (c.c.) olduğu halde “işveren”e, şifâyı veren Allâh (c.c.) olduğu halde doktora başvurarak onları vesile edinmiyor muyuz?

“Ölülerden yardım istemek, “Sadece senden yardım dileriz.” (Fâtiha s. 4) âyetiyle çelişir.” şeklindeki iddialara verilecek cevap nedir?
İmâm-ı Nesefi hazretleri buyuruyor ki: Her mümin uykuda da mümin olduğu gibi, öldükten sonra da mümindir. Bunun gibi Peygamberler, öldükten sonra da Peygamberdir. Çünkü Peygamber olan ve îmân sahibi olan ruhtur. İnsan ölünce, ruhunda bir değişiklik olmaz. (Umdetü’l-itikad)
Sahih-i Buhâri’de Hz. Ömer (r.a.)’den rivayet edilen hadîs-i şerîfte Hz. Ömer (r.a.) duâsında diyor ki: “Ey Allâh, Sana Peygamberin ile tevessül ediyorduk ve bize yağmur yağdırıyordun, şimdi de Peygamberinin amcası ile tevessül ediyoruz, bize yağmur yağdır!” Bu söz Sahabe’nin Peygamberle tevessül ettiklerine bir delildir.
Hz. Ömer’in Hz. Abbas ile tevessül etmesinden maksat, Sahabeye ve sonrakilere Evliya ile tevessül etmenin cevazını beyan etmek içindir yoksa irtihâl etmiş bulunan Nebî (s.a.v.) ile tevessül câiz olmadığı için değildir.
Hz. Abbâs (r.a.), Hz. Ömer (r.a.)’in kendisiyle tevessülünün hakikatini açıklamış ve ön tarafa geçince “ Ey Allâh! Bu topluluk Senin Peygamberin indindeki yerim sebebiyle Sana benimle yöneldiler.” buyurmuştur. “Yani Peygamberin vefat ettiği için beni aracı kılıyorlar” dememiştir. Hâfız İbn-i Hacer bu hadîs hakkında der ki; Hz. Ömer (r.a.)’in Hz. Abbas (r.a.)’i aracı kılmasından, salih kimseler ve Ehl-i Beyt ile şefaat talebinin câiz olduğu anlaşılıyor.
“Yalnızca senden yardım isteriz.” âyetindeki yardım istemenin, her türlü yardımı kapsadığı kabûl ediliyorsa, o hâlde, sadece ölülerden değil; dirilerden de herhangi bir şekilde yardım istemek bile âyet ile çelişir. Hayatımızda birilerinden mutlaka yardım istemişizdir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir